Uludağ
Reha Muhtar
Tüm yazıları REHA MUHTAR rmuhtar@gazetevatan.com 14 Mart 2013 17:22

Bu Zehra katil midir?

O akşam tesadüfen Zehra‘yı annesiyle restoranda görmesem, ertesi günü çıkan haberi dikkate almayacaktım...

Fizyoretapist dostum Ertuğrul‘la akşam yemek yerken aniden fark ettim Hülya‘yla Zehra‘yı...

Hülya’yla konuştuk...

Restorandan ayrılırlarken Zehra da yanımıza geldi hal hatır sordu...

O sırada haberim yok Zehra‘nın, bir saat önce, eski erkek arkadaşının yanındaki kızla tartışma yaşadığından...

İçimden diyorum ki, “Ne çabuk büyümüş... Ne kadar da saygılı, sıcak ve içten bir genç kız olmuş...”

***


Sabah oldu başladı haber bombardımanı... “Zehra eski erkek arkadaşını bilmem nerede gördü... Yanındaki kız arkadaşına demli çayı fırlattı...”

Akşama doğru babası açıklama yapmak zorunda kalıyor;

- “Bunlar 15 yaşında çocuk... Olur böyle şeyler... Büyütelecek bir şey yok...”

O gece annesinin yanında mırıl mırıl konuşurken gördüğüm Zehra‘yı gözümün önüne getiriyorum...

Bütün Türkiye onun haberiyle inliyor...

Ne oluyor?..

Katil midir bu çocuk?..

Ne yaptı?..

Eski erkek arkadaşını bir kızla gördü, genç kızlık psikolojisiyle bir tepki verdi...

***


Haber bombardımanının ardı arkası kesilmiyor...

Zehra’nın geçmiş sabıkaları vukuatları “İmralı tutanakları gibi” birer birer ortaya dökülüyor!..

“Bir zamanlar da şurada şunu yapmıştı...” diyerek...

Gencecik bir kız çocuğu, bütün Türkiye’nin önüne yem niyetine çiğ çiğ atılıyor...

Ağızlara sakız ediliyor, çay bardağı attı diye agresif, şımarık, küstah ve tacizci muamelesi çekiliyor...

Zehra’yı 16 yaşına bakmadan lime lime eden meydanın, genç kızın erkek arkadaşını ve onun arkadaşını korumasına bakınca “yazıklar olsun” demek geliyor içimden...

Habere aynen şöyle;

“Hülya Avşar ve Kaya Çilingiroğlu’nun 16 yaşındaki kızları Zehra, iddiaya göre önceki gün gittiği bir mekanda kavga çıkardı...

Kız arkadaşıyla masaya oturup sipariş veren Zehra, bu sırada eski erkek arkadaşı M.Y.’yi yanında bir kızla gördü... Masadaki demliği alıp içindeki sıcak çayı genç kıza attı...

Sıcak çaydan kaçmak isterken başını çarpan, aynı zamanda göğsünde hafif yanıklar oluşan genç kız, Ulus’ta bir hastanede ayakta tedavi gördü...

Zehra daha önce de falanca falanca olayı çıkarmıştı...”

***


Zehra’yı daha reşit bile olmamış yaşına bakmadan çiğ çiğ yiyen medya, genç kızın erkek arkadaşının ismini bile vermiyor...

Adının ve soyadının baş harfleriyle yetinerek onu korumaya alıyor...

Çaydan kaçan genç kızın adının baş harflerini bile koymayarak onu da korumaya alıyor...

Doğru mu yapıyor?..

Evet...

Fakat erkek çocuğu koruyan medya, 16 yaşındaki bir kız çocuğunu basit bir kıskançlık olayından, “şımarık, kıskanç, küstah ve saldırgan” olarak gösterip, daha bu yaşından hayatını mahvetmekten çekinmiyor... Niye?..

Çünkü öteki çocuklar çocuk...

Zehra ise, çocuk değil Hülya Avşar’ın kızı...

Olayın alt metni şu:

Ne yapılım o da Hülya Avşar ve Kaya Çilingiroğlu‘nun kızı olmasaydı...

Zehra’yı bu yaşında bütün toplumun önüne atıp lime lime edenler, kendi çocuklarının da olduğunu hatırlarlar mı?..

Zehra’ya yaptıkları günahın vebali üzerlerinde kalacak...

MERYEM UZERLİ’NİN ÖDÜLÜ...

“Kristal Fare Ödül töreninde bu yıl en iyi kadın oyuncuya siz ödül verin istiyoruz...” dedi Kubilay Tümen... Medya Faresi ödül törenlerinin hiç bu kadar büyük bir organizasyon haline geleceğini tahmin edemezdim...

Point Otel’de, koskoca salon tıklım tıklım doluydu ben gittiğimde...

Tanıdıklar, dostlar, benimle çalışan onlarca televizyoncu, sanatçılar, oyuncular, müzisyenler, moderatörler, televizyon ünlüleri herkes orada...

Böyle geccelerden kendimi bir süre uzak tutmuştum...

Şimdi yeniden sevmeye başladım kararında tutulan bu gecveleri...

***


Sevmemin nedeni şu;

Eskisi gibi, “deli bir rekabetin içinde hayatın keyfini almadan” yaşamıyorum...

Tersine bir doygunluk, bir şükür, bir tevekkül var üzerimde...

Televizyonun ünlülerini gördükçe, “kendimi geçmişin boy aynasında görüyorum...”

Bu da ruhuma çok iyi geliyor...

“Demek ki...” diyorum içimden “Ben de bir zamanlar bu gördüğüm insanlar gibiydim... Bu ödülleri almak için can atan... Onları hayatın ve vahşi rekabetin en büyük hediyesi olarak gören bir adem...”

***


Şov dünyasının ünlüleri bitmek bilmeden anlatıyorlar, hayatı, yaptkıklarını, yapmak istediklerini...

Başarının zirvesinde ölümsüzlüğe doğru adım atmanın yakınında hissediyorlar kendilerini...

En İyi Kadın Oyuncu Ödülü’nü vermek üzere sahneye geldiğimde, Esra Erol sordu:

- “Dizi izler misiniz Reha Bey?..”

O sırada ödülü alanın yazıldığı zarfı açıyordum...

Açıldığında beyaz kağıtta yazan diziyi ve sanatçıyı gördüm...

- “Bu diziyi seyrediyorum” dedim... “Muhteşem Yüzyıl ve Meryam Uzerli...”

***


O kadar samimi bir kızdı ki Meryem Uzerli...

Ödülü aldığında “yaşadığı hayatın zaman zaman kendisine ne kadar ağır geldiğini”, o kadar sıcak ve samimi anlattı ki, ben o günlerde bu ağırlığı böylesine anlatamazdım diye geçirdim içimden...

Sıkardım kendimi ve “anlaşılamayan insanların mazoşist yalnızlığına sürüklerdim duygularımı” o günlerde...

Sevgiyle öptüm ödül alanları...

Yıllar sonra aldıkları ödüllere bakıp, sıcak bir gülümsemeyle hayata devam edeceklerini bilmiyorlardı henüz...

Onların istikbalde yaşayacakları duygular adına, hafif bir tebessüm belirdi yüzümde... Tebrikler Kristal Fare...


İNSANLARA ARMAĞAN EDECEĞİNİZ ŞEYLER...

Sevgilinize, arkadaşınıza, eşinize, dostunuza özel günlerde, pahalı şeyler alarak büyük hediyeler verdiğimizi zannederiz...

Oysa sevdiğiniz insanlara vereceğiniz gerçek armağanlar şöyledir;

“DİNLEME: Gerçekten dinleyebilmek... Kesmeden... Dinlermiş gibi yapmadan... Vereceğiniz cevabı düşünmeden... Can kulağıyla...

SEVGİ: Kucaklayın, öpün, ellerini tutun... Bu hareketler dostlarınıza, eşinize, çocuklarınıza, annenize, babanıza olan sevginin açık işaretleridir...

***


KAHKAHA: Fıkralar anlatın, neşelendirin... Onunlu birlikte olmaktan mutlu olduğunuzu gösterin...

NOTLAR: Bir küçük teşekkür notu... Bir küçük selam... Kısa bir şiir... Kısacık notlar... Büyük bir anı olarak hatırlanacaktır...

İLTİFAT: Küçücük bir iltifat, karşınızdakinin moralini düzeltir, gününü aydınlatır... Küçücük bir cümleyi insanlardan ve dostlarınızdan esirgemeyin...

***


İYİLİK: Günlük işlerin kargaşasında yapacağınız iyilik hem size hem de karşınızdakine moral verecektir...

YALNIZLIK: İnsanlar insansız olamaz... Fakat bazen sadece yalnızlığı arzulayabilirler... Böyle durumlarda insanlara yalnızlıklarını armağan edin...

NEŞE: Neşe ve hüzün bulaşıcıdır... Hüznünüzü değil, fakat neşinizi gösterin dostlarınıza...”

(Yaşar Ateşoğlu’nun Bilgelik Öyküleri kitabındın...)
YASAL UYARI: Yazarın yazısının kopyalanması yasaktır. Yazı, sadece gecce.com’a link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.
Bağlantılar: Reha Muhtar

PAYLAŞ

  • Bunu Facebook'da paylaş!
  • Bunu Tweet'le!
  • Bunu Google Plus'ta paylaş!
  • Bunu Pinterest'te  paylaş!

YORUMLAR

Üye Girişi Yap

İsim

E-posta

Yorumunuz