Gecce Mekan Oscarları
Ramaray
Tüm yazıları YAŞAM BİLİMİ Ramaray ramaray@gecce.com 26 Haziran 2013 17:43

Gerçek öğretmen kimdir?

Günümüz toplumlarında, eğitim dendiğinde sıklıkla "öğrenci" ve "öğretmen" kavramları ile karşılaşırız.

Vikipedi'de, "öğretmen" kelimesi "bir bilim dalını, bir sanatı, bir tekniği veya belli bilgileri öğretmeyi kendisine meslek edinmiş kimse" olarak tanımlanırken; "öğrenci" şöyle açıklanmıştır: "Öğrenci, günlük hayatta genel olarak bir okula devam eden veya bir kursa devam eden kişiyi tanımlar. Dünya ülkelerinin hemen hepsinde temel eğitim zorunludur. Dolayısıyla insanların büyük bir kısmı yasal olarak hayatının bir kısmını öğrenci olarak geçirmek zorundadır." Bu yazımda bu iki kavram üzerine yoğunlaşarak, "Gerçek öğretmen kimdir?" ve "Gerçek öğrenci kimdir?" sorularına ışık tutmak istiyorum.

İlk olarak "öğrenci" kavramıyla başlayalım: "Gerçek öğrenci kimdir?"

Bir tarafta sonsuz enerji, sonsuz bilgi kaynağı ve sonsuz evrenin yaratıcısı olan sonsuz Tanrı var; diğer yanda ise, her şeyiyle sınırlı olan bizler. Sahip olduğumuz bu kısacık (70-80 senelik) ömür, sonzuluğu öğrenmek için ne kadar yeterli olabilir sizce? Kendini işine adamış bir mühendis tüm dikkatini ömrü boyunca kendi branşına verebilir, ama yine de bu konudaki bilgisi sınırlı kalacaktır. Farz edelim ki, bu mühendis kendi konusunda eksiksiz bir uzman oldu ve bu konudaki bilgisi de mükemmel bir seviyeye ulaştı. Peki ya bu kişinin tıp alanındaki bilgisi ne ölçüdedir? Ya da müzik?... Görüyorsunuz ki, bir insan kendini ne kadar vakfetse de, içinde yaşadığı bu maddi dünyanın bile bilgisine tümden erişemez. Tanrı söz konusu olduğunda bunu başarması mümkün müdür? Manevi konular maddi aklımızın çok daha ötesinde, sonsuz ve çok daha derin iken, kişi ancak ve ancak öğrenci kalabilir. "Gerçek öğrenci kimdir?" sorusunun cevabına gelince, "Gerçek öğrenci, öğrendikçe hiç bir şeyi bilmediğini anlayan kişidir", "Gerçek öğrenci, her zaman öğrenci olduğunu bilen kişidir." Ama maalesef bu dünyada hiç kimse sonsuza dek öğrenci kalmak istemez... Bunun nedenine de bir göz atalım.

Aynı durum manevi dünya için de geçerlidir. Burada guru (mürşit) olarak adlandırılan manevi öğretmen ya da üstad, gerçek müritler yetiştirir. Başka bir deyişle, gerçek bir üstad, önderler değil, "gerçek müritler" yetiştirir. Aslında liderler ya da önderler yetiştirmek, maddi dünyaya ait bir olgudur. Aynı zamanda da sanıldığı kadar özel bir yetenek ya da beceri de gerektirmez, çünkü zaten herkes yönetmek ve emir vermek ister. Egonun hükmettiği bir yerde, hiç kimse başkasının emirlerine uymak istemez. O zaman, lider konumu kişiye kendi bencil çıkarlarını gözetmek için daha fazla olanak sunar iken, kişi neden mürit olmak istesin ki?

Müridin egosunu yok etmek için çabalayan guru'nun (mürşidin) işi, görüldüğü üzere hiç de kolay değildir. "Gerçek müritler" olarak da adlandırılabilecek "gerçek üstadlar", diğerlerinin iyiliği, refahı ve mutluluğu için çabalayan ve onlara hizmet eden "gerçek müritler" yetiştirir.

Unutmayın,

GERÇEK ÖĞRETMEN, GERÇEK ÖĞRENCİLER YETİŞTİRİR...
YASAL UYARI: Yazarın yazısının kopyalanması yasaktır. Yazı, sadece gecce.com’a link verilerek kullanılabilir.Bunun dışında kopyalayanlar hakkında kanuni işlem yapılacaktır.
Bağlantılar: Ramaray

PAYLAŞ

  • Bunu Facebook'da paylaş!
  • Bunu Tweet'le!
  • Bunu Google Plus'ta paylaş!
  • Bunu Pinterest'te  paylaş!

YORUMLAR

Üye Girişi Yap

İsim

E-posta

Yorumunuz